Geceden kalmış,
Masada cam kırıkları,
Kalbime sıçramışlar.
Anason dökülmüş,
Gözyaşlarım neyse de..
Umutsuz zamanlarda ,
Kafa yapmak zorlaşıyor,
Dozu artırmak değil mesele.
Sokakta gördüğüm çocuk,
Köşede bekleyen fahişe,
Yüzüne tükürülen adamlar,
Haksızlıklar,hayal katilleri..
Mesele bunlar,
Mesele unutabilmekte.
Kapıyı kapadıgında ,
Hala susmuyorsa sesler,
Kaçmayı becerememişsin demektir.
Ve ben kaçamıyorum,
Bir boku beceremiyorum dedikleri gibi,
Pis çocukları seviyorum,
Kötü adamları..
Fundalık
Fundalıklar, çok özel iklim ve toprak şartlarında yetişen alçak boylu bitkilerin (Funda, Erica sp.) hakim olduğu son derece nadir doğal yaşam ortamlarıdır. Bu yüzden dünya üzerinde son derece dar bir yayılış alanına sahiptirler.
6 Mayıs 2012 Pazar
18 Nisan 2012 Çarşamba
12 Nisan 2012 Perşembe
Avm
Mutsuzlugum,
İliklerime kadar işlerken,
Günler geçmiyor ölmek için,
Ama zaman çabuk geçiyor aynada..
Bu yüzden koridordan hızlı geçiyorum,
Karşılaşmamak için,
Zaman denen korkunç yaratıkla..
Ben mavisini istemiştim bunun,
Mavi bir kahraman gelecekti,
Kurtaracaktı beni ihanetlerden.
Yalanla dolanla tükenen ben,
Onunla doğacaktım yeniden.
Ben birkaç beden büyük istemiştim,
Tecrübesiyle beslenecek,
Güçlü kollarında saklanacaktım.
Pardon! siparişlerim hep yanlış geliyor,
Alışverişi bırakıyorum.
İadesi mümkün mü?
İliklerime kadar işlerken,
Günler geçmiyor ölmek için,
Ama zaman çabuk geçiyor aynada..
Bu yüzden koridordan hızlı geçiyorum,
Karşılaşmamak için,
Zaman denen korkunç yaratıkla..
Ben mavisini istemiştim bunun,
Mavi bir kahraman gelecekti,
Kurtaracaktı beni ihanetlerden.
Yalanla dolanla tükenen ben,
Onunla doğacaktım yeniden.
Ben birkaç beden büyük istemiştim,
Tecrübesiyle beslenecek,
Güçlü kollarında saklanacaktım.
Pardon! siparişlerim hep yanlış geliyor,
Alışverişi bırakıyorum.
İadesi mümkün mü?
3 Nisan 2012 Salı
Kırmızılı varoş
Kimsenin bilmediği bir tarafım,
Benimde var,
Çok oldu büyüteli..
Ağzını burnunu kanatıp,
Susturalı çok oldu.
Eteği uçuşup açıldıgında,
Utanıp ağlayan,
Kırmızı saçlı kadın,
Size selam söylüyor.
Beni gönderdi çünkü,
Asla konuşamaz.
Cezasını çekiyor.
Benimde var,
Çok oldu büyüteli..
Ağzını burnunu kanatıp,
Susturalı çok oldu.
Eteği uçuşup açıldıgında,
Utanıp ağlayan,
Kırmızı saçlı kadın,
Size selam söylüyor.
Beni gönderdi çünkü,
Asla konuşamaz.
Cezasını çekiyor.
25 Mart 2012 Pazar
Öptüm..
Daima frenlenirseniz, durmayı seçersiniz,
Çocukken mutsuzsanız bir an önce büyümeyi,
Ölmeden büyümeyi ve gününü göstermeyi...
Çığlığınızı duyuramıyorsanız,
Susmayı tercih edersiniz.
Susarsınız avaz avaz.
Kendimden biliyorum,
Artık şarkılar söylemezsiniz,
Rahatsız etmezsiniz kimseyi çirkin cırtlak sesinizle..
Dans etmezsiniz eskisi gibi,
Yeterince yorgun,
Yeterince büyük,
Yeterince boksunuzdur artık!
Gençliğiniz genç gibi geçmediyse,
Yaşlanmayı seçersiniz,
Yaşlanıp bir kenara çekilmeyi.
Heyecanlarınızı bastırıp,
Hayallerinizi unutup,
Ne eskisi kadar kahkaha atar,
Ne de olup olmadık yerde ağlarsınız.
Ama,
artık kendiniz olmazsınız.
Başkasına bürünmüş bastırılmış ruhlara,
Benden anason kokulu öpücükler..
Çocukken mutsuzsanız bir an önce büyümeyi,
Ölmeden büyümeyi ve gününü göstermeyi...
Çığlığınızı duyuramıyorsanız,
Susmayı tercih edersiniz.
Susarsınız avaz avaz.
Kendimden biliyorum,
Artık şarkılar söylemezsiniz,
Rahatsız etmezsiniz kimseyi çirkin cırtlak sesinizle..
Dans etmezsiniz eskisi gibi,
Yeterince yorgun,
Yeterince büyük,
Yeterince boksunuzdur artık!
Gençliğiniz genç gibi geçmediyse,
Yaşlanmayı seçersiniz,
Yaşlanıp bir kenara çekilmeyi.
Heyecanlarınızı bastırıp,
Hayallerinizi unutup,
Ne eskisi kadar kahkaha atar,
Ne de olup olmadık yerde ağlarsınız.
Ama,
artık kendiniz olmazsınız.
Başkasına bürünmüş bastırılmış ruhlara,
Benden anason kokulu öpücükler..
22 Mart 2012 Perşembe
10 Mart 2012 Cumartesi
Suçluyuz biz..
Her zaman gittiğimiz o balıkçıda, iki lafın belini kırdıgımız,anasonun dibine vurdugumuz o restauranta hırsızlık yaptık..
Unutmayacağını biliyorum.
Ben etrafı kontrol ettim 'hadi al artık' dedim,kimse bize bakmıyordu.
Sende duvarda asılı, deniz yıldızı dekorunu çaldın.Bir ucunu da kopardın panikten..
O an beceriksizsin dedim ama bir ucunun kopmuş olması senin eserindi.Ve ben senin tüm eserlerine,gülümseyerek baktım.Fakat şimdi korkuyorum 'beni ağlatacaklar'..
Çok çırpınacağım,karnım agrıyacak,gözlerim kan çanağına dönecek..Sen gidersen..
Senin varlıgını bilmezsem,hissedemezsem dostlugunu,her an ulaşabilecekmiş gibi olamazsam..Bir ucu duvarda asılı kalan deniz yıldızı gibi olurum,bir tarafım eksik kalır.
Ve ben o deniz yıldızı kadar şanslı olamam, ona ben bakıyorum seni hatırlayarak.Bana kimse öyle bakmaz,bakamaz.
İşte ben seni bu yüzden sevdim,biz hırsızdık çaldıklarımız ise sadece güzel anılar..
Güzel anılar biriktirmek ve gülebilmek için yaptıklarımız,başkalarına komik ve önemsiz gelir biliyoruz ama s*kimizde değil.
Biz farklıyız..
Biz deniz yıldızı hırsızları,
Biz imkansız kod adlı zararsız bir örgütüz.
Ne demir atan,ne de denize açılabilen kararsız bir gemiyiz.
Havanın kararmasını hiç istemeyen,ama annesi çağıran kendini oyuna kaptırmış çocuklar gibiyiz..
Fakat;
Biliyorum,sonum bu deniz yıldızı gibi olacak; bir ucu kopuk...
Çünkü bu suçun cezası en çok bana kesilecek.Hiç çekinmeden,pişmanlık duymadan diyeceğim ki; 'ben yaptım'..(çıtırın)
Unutmayacağını biliyorum.
Ben etrafı kontrol ettim 'hadi al artık' dedim,kimse bize bakmıyordu.
Sende duvarda asılı, deniz yıldızı dekorunu çaldın.Bir ucunu da kopardın panikten..
O an beceriksizsin dedim ama bir ucunun kopmuş olması senin eserindi.Ve ben senin tüm eserlerine,gülümseyerek baktım.Fakat şimdi korkuyorum 'beni ağlatacaklar'..
Çok çırpınacağım,karnım agrıyacak,gözlerim kan çanağına dönecek..Sen gidersen..
Senin varlıgını bilmezsem,hissedemezsem dostlugunu,her an ulaşabilecekmiş gibi olamazsam..Bir ucu duvarda asılı kalan deniz yıldızı gibi olurum,bir tarafım eksik kalır.
Ve ben o deniz yıldızı kadar şanslı olamam, ona ben bakıyorum seni hatırlayarak.Bana kimse öyle bakmaz,bakamaz.
İşte ben seni bu yüzden sevdim,biz hırsızdık çaldıklarımız ise sadece güzel anılar..
Güzel anılar biriktirmek ve gülebilmek için yaptıklarımız,başkalarına komik ve önemsiz gelir biliyoruz ama s*kimizde değil.
Biz farklıyız..
Biz deniz yıldızı hırsızları,
Biz imkansız kod adlı zararsız bir örgütüz.
Ne demir atan,ne de denize açılabilen kararsız bir gemiyiz.
Havanın kararmasını hiç istemeyen,ama annesi çağıran kendini oyuna kaptırmış çocuklar gibiyiz..
Fakat;
Biliyorum,sonum bu deniz yıldızı gibi olacak; bir ucu kopuk...
4 Mart 2012 Pazar
İkna kabiliyeti ve satış şeysi
Prenses olmak gibi hayallerim benimde vardı bir zamanlar,
Çok özel olmak,çok sevilmek,çok önemli olmak..
Büyüdükçe öyle aptal şeyler hayal etmeyi bıraktım.
Halbuki bende istemezdim ;elinde hesap makinesi ,kulagında telefonla tüm gün yırtınan tüccar kadın olmak..
Ne rakamlar,ne ticaret beni ilgilendirmiyordu mesela..Güzel şiirler yazar,beceremesemde boktan resimler çizerdim.Çocuklugumda çakma bir mikrofon alıp elime,şarkılar söylerdim.İp atlamayı,hoplayıp zıplamayı biraz erken bıraktım.İçimde kalmış olmalı ki 'koca kadın sokakta top mu oynar' dedirtiyorum şimdi birilerine..
Hiç birşey kolay olmadı,sizin gibi.
Hep birşeyler satmak zorundaydım,hep kazanmak zorunda,hep ayakta durmak zorunda,güçlü görünmek zorunda!
Satmak zorunda oldugum içinde bir sürü sikindirik insanla görüşüp,birkaçını ikna etmem gerekti hep!
Hiç öyle salla başını,aç kıçını al maaşını durumum olmadı.
Bir sürü arızayla ugraşırken,bastım sigarayı boşverdim benden hızla uzaklaşan hayallerimi..
Halbuki ben dağ evi hayal ederdim mis gibi reyhan kokuları arasında, akarsuları severdim buz gibi sularında parmak uçlarımda yürümeyi..Akdeniz severdim ben,akşamları bağıra bağıra şarkılar söylemeyi,çılgınlık severdim ben,doğayı severken dört duvar arasında tütün kokusu ve saçma sapan telefon görüşmeleri arasında buldum kendimi..
'Şikayet etme bulamazsın sonra'dedikleri içinde hep şükrettim.Nasılsa yaşıyordum,nasılsa benden kötüleri vardı,nasılsa..nasılsa..Hep güçlü görünüp, 'güçlü kadın' sıfatıylada ödüllendirdim kendimi aklımca.
Aklıma sıçayım,başa dönsem acaba nerden başlarım?Neyi değiştirebilirim ki?
Hiç..Tanıdıgım onca gereksiz ve kusmuktan değersiz insanla tanışmazdım en azından,mecbur kalmadıkça.
Ama başka birşey değiştiremezdim,yaşam bana bunları sundu(elime verdi).
Artık hiç hayal kurmuyorum,sanırım bende ki ikna kabiliyeti onlarıda satmış olmalı..
Bir gün daha büyüklerini satın alırım belki,buruş buruş olur ve tadını çıkarırım.
Yarın birşeyler satmam gerek,bu yüzden uyumalıyım.
Ha son olarak, kabiliyetime sıçayım yok öyle bişi..
Çok özel olmak,çok sevilmek,çok önemli olmak..
Büyüdükçe öyle aptal şeyler hayal etmeyi bıraktım.
Halbuki bende istemezdim ;elinde hesap makinesi ,kulagında telefonla tüm gün yırtınan tüccar kadın olmak..
Ne rakamlar,ne ticaret beni ilgilendirmiyordu mesela..Güzel şiirler yazar,beceremesemde boktan resimler çizerdim.Çocuklugumda çakma bir mikrofon alıp elime,şarkılar söylerdim.İp atlamayı,hoplayıp zıplamayı biraz erken bıraktım.İçimde kalmış olmalı ki 'koca kadın sokakta top mu oynar' dedirtiyorum şimdi birilerine..
Hiç birşey kolay olmadı,sizin gibi.
Hep birşeyler satmak zorundaydım,hep kazanmak zorunda,hep ayakta durmak zorunda,güçlü görünmek zorunda!
Satmak zorunda oldugum içinde bir sürü sikindirik insanla görüşüp,birkaçını ikna etmem gerekti hep!
Hiç öyle salla başını,aç kıçını al maaşını durumum olmadı.
Bir sürü arızayla ugraşırken,bastım sigarayı boşverdim benden hızla uzaklaşan hayallerimi..
Halbuki ben dağ evi hayal ederdim mis gibi reyhan kokuları arasında, akarsuları severdim buz gibi sularında parmak uçlarımda yürümeyi..Akdeniz severdim ben,akşamları bağıra bağıra şarkılar söylemeyi,çılgınlık severdim ben,doğayı severken dört duvar arasında tütün kokusu ve saçma sapan telefon görüşmeleri arasında buldum kendimi..
'Şikayet etme bulamazsın sonra'dedikleri içinde hep şükrettim.Nasılsa yaşıyordum,nasılsa benden kötüleri vardı,nasılsa..nasılsa..Hep güçlü görünüp, 'güçlü kadın' sıfatıylada ödüllendirdim kendimi aklımca.
Aklıma sıçayım,başa dönsem acaba nerden başlarım?Neyi değiştirebilirim ki?
Hiç..Tanıdıgım onca gereksiz ve kusmuktan değersiz insanla tanışmazdım en azından,mecbur kalmadıkça.
Ama başka birşey değiştiremezdim,yaşam bana bunları sundu(elime verdi).
Artık hiç hayal kurmuyorum,sanırım bende ki ikna kabiliyeti onlarıda satmış olmalı..
Bir gün daha büyüklerini satın alırım belki,buruş buruş olur ve tadını çıkarırım.
Yarın birşeyler satmam gerek,bu yüzden uyumalıyım.
Ha son olarak, kabiliyetime sıçayım yok öyle bişi..
21 Şubat 2012 Salı
Şimdi ölsem,
taze demlenmiş çay kalır ocakta,
masada biraz şekerleme,
cesedimi bulana ikram olur.
misafirperver yetiştim ben..
taze demlenmiş çay kalır ocakta,
masada biraz şekerleme,
cesedimi bulana ikram olur.
misafirperver yetiştim ben..
annemin dediği gibi,
'her an biri gelebilirmiş gibi tut evini'
yaşıyorum,
yazıyorum,
biraz tütün ve çaya ihtiyacım oluyor,
sabaha kadar..
sonra zaten beklemiyorum ölümü,
ve bunu uman misafirleri,
uykunun kucagına bırakırken kendimi,
dilini anlamadıgım müzisyenleri dinliyorum,
daha acısız oluyor,
çünkü şarkılardan 'sen' geçse seni,
'akdeniz' geçse akdenizi özlüyorum,
düğümleniyorum.
yalnızlığın saçma senaryoları bunlar,
aldırma,
nerede kaldırdıysan kadehini şimdi,
ve neyin şerefineyse,
kahkahaların,
onlara sarıl,onlarla yaşa.
gülmek çok yakışıyor sana.
benim ömrümü adamışlıgım,
ikimizde biliyoruz ki,
ağır ve gereksiz gelir sana..
'her an biri gelebilirmiş gibi tut evini'
yaşıyorum,
yazıyorum,
biraz tütün ve çaya ihtiyacım oluyor,
sabaha kadar..
sonra zaten beklemiyorum ölümü,
ve bunu uman misafirleri,
uykunun kucagına bırakırken kendimi,
dilini anlamadıgım müzisyenleri dinliyorum,
daha acısız oluyor,
çünkü şarkılardan 'sen' geçse seni,
'akdeniz' geçse akdenizi özlüyorum,
düğümleniyorum.
yalnızlığın saçma senaryoları bunlar,
aldırma,
nerede kaldırdıysan kadehini şimdi,
ve neyin şerefineyse,
kahkahaların,
onlara sarıl,onlarla yaşa.
gülmek çok yakışıyor sana.
benim ömrümü adamışlıgım,
ikimizde biliyoruz ki,
ağır ve gereksiz gelir sana..
5 Şubat 2012 Pazar
Mohsen Namjoo - Zolf
Mohsen Namjoo - Zolf
Saçlarını rüzgara savurma yoksa beni de rüzgara savurursunBaşkalariyla mei (şarab) içme yoksa benim ciğerim kanar
İsyan etme yoksa ben feleğe isyan ederim
Saçlarını buruk yapma yoksa beni kendine bağlarsın
Başkalarına yar olma yoksa ben kendimden geçerim
Bu hayatin gamını çekme yoksa beni üzersin
Yüzünü her zaman ferah tut ki ben güllere bakmayayim
Her zaman ayakta ol ki çinarlara bakmayayim
Her mahfelin (toplanma yeri) mumu olma yoksa beni yandırırsın
Herkesi yad eyleme yoksa ben seni unuturum
Şehirde ünlü olma yoksa başımı alıp dağlara giderim
Şirin gibi olma yoksa ben Ferhad olurum
Acı bana ve sesimi duy
ki haykırışımın sesi üzüntünün toprağına yetişmesin
Yalan olur eğer ki Hafız senin hüznünden bıkarsa
çünkü ben senin zindanında olduğum gunde özgürüm.
Şekilli bi gidiş..
Bazı sahneler vardır, hayat oyununda..
Öyle sahneler ki; o an ölseniz hiç koymaz size,hatta kimseye.Gülerek büyük bir hazla gidebilirsiniz belkide.
İşte ben öyle bir anda ölmek isterim.
Öyle sahneler ki; o an ölseniz hiç koymaz size,hatta kimseye.Gülerek büyük bir hazla gidebilirsiniz belkide.
İşte ben öyle bir anda ölmek isterim.
Önemli bir işi başardıgımda mutluluktan havalara uçarım ya..işte mesela öyle bir anda ölmek ne güzel olur.Başarı en güzel hazdır çünkü benim için.
Ama daha güzeli var,
Bana bakan bir çift mavi göz , 'çöpte olsan parlarsın kızım' gibi değişik laflar ediyorsa, o an vurun beni.Öyle gideyim sırıtarak,gözlerim parlasın tam ben ölürken.
hüzünlü,hasta,yaşlı,yapayalnız
En mutlu anımda gitmek isterim, mesela beni hep uzaktan seven aile fertlerinden birinin bana sımsıkı sarıldıgı anda gitsem..
Ne güzel olurdu, sıcacık şefkatli kollarda sonsuzluga ugurlanmak.
Ölüm bana korkunç gelmiyor,mesele gidiş şeklim ..
Akdeniz'de mesela, toros dağlarının yakınında reyhan kokularını soluyarak ,koşuşturup bir akarsuya ayaklarımı değdirdiğim an.
Hayata bir defa gönderildim ve gidişim biraz afilli olsun istiyorum, ama biliyorum acı ölümlerde var.
İşte hep söylemek istediğim buydu, 'bir kere geliyoruz dünyaya' derken ,genelde umursamaz,vicdansız hatta terbiyesiz olarak algılandım.Asi olarak tanındım.Ama birgün anlayacaklar,benim gibi düşünmek için geç kalmış olanlar..genç ve heyecanlı her canlıyı frenleyip,hırpalayanlar bir gün acı acı gidecekler..
Herkese üzüleceğiz,hepimize üzülecekler ama bence gitmeden önce en çok gülen kazanır.
Tüm yarışmacılara başarılar..
25 Aralık 2011 Pazar
birinin eveti
güzel kılabilirdi geceyi,
yastıgım ıslandı kirpiklerimden sonra,
ve teşekkür ederim sana,
her insan yalnızdır'ı daha iyi öğrettin bana
kanatarak acıtarak her ne b*ksa öğrettin ya!
bu yeter bana,
ve baba!
sen ,ertelenip iteklenen minyon bir piç bıraktın arkanda,
övünür müsün bilmem ama..
anason kokuyorum.
güzel kılabilirdi geceyi,
yastıgım ıslandı kirpiklerimden sonra,
ve teşekkür ederim sana,
her insan yalnızdır'ı daha iyi öğrettin bana
14 Kasım 2011 Pazartesi
13 Kasım 2011 Pazar
çocuk denecek yaşlardaydım..
bir büyüğüm bana 'sana birşey katmayacak,güçsüz,saçma sapan insanlarla arkadaşlık etme,arkadaşların senden güçlü olsun' gibi birşeyler söylemişti.
O anda çok üzülmüştüm,bu insancıl değildi bana göre.Hemen o güçsüzün yerine kendimi koymuştum,ve güçsüz olursam,kimseye birşey katmazsam benimle arkadaş olmazlar diye düşünmüştüm.Fakat onu söyleyen kişinin bir gün güçsüz ve kimsesiz kalabileceği aklına gelmemişti...
Hiçbirşey değilim belki ama o zamanlardan beri çok güçlü bir empati duygusuna sahibim.Allah herkese nasip etsin.Başkalarının yerine koyun kendinizi,empati kurun..Onları daha iyi anlayacaksınız..Ve belki birgün O'nun durumuna düşebileceğinizi aklınızdan çıkarmayın.
bir büyüğüm bana 'sana birşey katmayacak,güçsüz,saçma sapan insanlarla arkadaşlık etme,arkadaşların senden güçlü olsun' gibi birşeyler söylemişti.
O anda çok üzülmüştüm,bu insancıl değildi bana göre.Hemen o güçsüzün yerine kendimi koymuştum,ve güçsüz olursam,kimseye birşey katmazsam benimle arkadaş olmazlar diye düşünmüştüm.Fakat onu söyleyen kişinin bir gün güçsüz ve kimsesiz kalabileceği aklına gelmemişti...
Hiçbirşey değilim belki ama o zamanlardan beri çok güçlü bir empati duygusuna sahibim.Allah herkese nasip etsin.Başkalarının yerine koyun kendinizi,empati kurun..Onları daha iyi anlayacaksınız..Ve belki birgün O'nun durumuna düşebileceğinizi aklınızdan çıkarmayın.
29 Ekim 2011 Cumartesi
yüksek yüksek tepelerden
Anlatmak çok güç;
Buradan baktığımda
Komik görünüyorsunuz canlılar,
İtişip kakışmaya ne luzum
Hepinize aşk var hepinize şarap
Haksızlık yapmayın birbirinize
Bakın hepinize yeter bu kadar acı
Sırayı bozmayın...
Buradan baktığımda
Komik görünüyorsunuz canlılar,
İtişip kakışmaya ne luzum
Hepinize aşk var hepinize şarap
Haksızlık yapmayın birbirinize
Bakın hepinize yeter bu kadar acı
Sırayı bozmayın...
24 Ekim 2011 Pazartesi
17 Ekim 2011 Pazartesi
16 Ekim 2011 Pazar
Islaklık
Kasvet dolu bir gün..
Tam altmış beş saattir evden hiç çıkmadım.
Artık duşta ağlıyorum.
Hem beden hem ruh temizliği gibi..
Suyun bedenime çarpışını izliyorum öylece,
Delirmiş olmak değil mesele,
Bunu zaten biliyorduk.
Özleyeceğimi düşündüm,
Bir daha suyu bedenimde hissedememek..
Yani ölmek,
Ne garip olurdu.
Ölümden korkmak değil,
Korkunun faydası yok.
Tam altmış beş saattir evden hiç çıkmadım.
Artık duşta ağlıyorum.
Hem beden hem ruh temizliği gibi..
Suyun bedenime çarpışını izliyorum öylece,
Delirmiş olmak değil mesele,
Bunu zaten biliyorduk.
Özleyeceğimi düşündüm,
Bir daha suyu bedenimde hissedememek..
Yani ölmek,
Ne garip olurdu.
Ölümden korkmak değil,
Korkunun faydası yok.
11 Ekim 2011 Salı
Bir ihtimal
ya yalansa...işte bu ihtimal tutunduğum o tek dalı kırarsa ;ağacı kökünden söker,umut bahçemi ateşe veririm..sevgi kelebeklerini kovarım,aşk çiçeklerini arseniğe boğarım su yerine..topraktan bir yatak yaparım kendime de,yıldızların altında uyurum diri diri!kim bilir üzerimi örtersin belki...
Funda
9 Ekim 2011 Pazar
Biraz daha..
En acılı ölümleri diliyorum tanrıdan , içtiğim sigaraları söndürürken tenimde , ellerinin değdiği yerlerde.Biraz daha batırıyorum yıldızları kalbime , biraz daha canım yansın diye , biraz daha öleyim diye.
Batuhan Dedde // Cehennem Tiradı
4 Ekim 2011 Salı
Hoş(t)çakal
Bana tercih ettiklerin seni darmadağın ettiğinde
omzum olmayacak ; ağladığın ..
Sana söyledğim son sözde içten içe haykırmıştım aslında
'Hoşçakal' demiştim
'Hoşt çakal' demek de zor değilken...
Hoş kal, ben loş bir odanın ortasında seni yazarken
Sen git olduğunca uzağa, o çok istediklerin senden bıkarken..
2 Ekim 2011 Pazar
Beyaz olmasın şal
İçe kapanık demişlerdi çocukluguma,
Çünkü sevmezdim boş konuşmaları.
Kötülükleri sundular kadınlığıma..
Zaten beyaz da sevmezdim,
Pekala mor da giyinebilirdi gereksiz düğün günlerinde.
Panjur olmak zorunda da değildi evlerde,
Ve ben pembe bir canavar hayal ettim,
İntikamımı alıp,
Yerden yere vuran üç beş adamı..
Stabil olmayı bende istemiştim.
Olmadı..
Kırmızı bir ruj yeterliydi,
Tetiklemeye içimdeki yaramazı,
Ve ben o tetiği çekmeye hep hazırdım..
Şeytan dolduramadı.
Ama şarkılar söyledi,
Ritmine kapıldım,
Alkış tutup,anason kokladım,
Hayallerime ulu orta sızdım,çıplaktım..
Bazı geceler..
Birçok geceler..
Ne farkeder.
Lütfen şimdi bir yuvam olsun,
Anason koksun,
Al işte sana beyaz!
Yaprak sarma bilmem ama,
Tütün sarar,
Kurarım çilingiri ortaya..
Radyoda 'Müzeyyen abla',
Sağlığımıza,şerefimize veya hiçbirşeye!
Vur kadehi,
Çakır keyf gülüşlerimi,
Sarıp sarmala...
Duymuyor musun?
Hayır ya lütfen bir babam olsun!
İçimdeki yaramazı sustursun..
Sanki soğudu biraz hava,
Şimdi bir şal lazım bana..
Beyaz olmasın.
Çünkü sevmezdim boş konuşmaları.
Kötülükleri sundular kadınlığıma..
Zaten beyaz da sevmezdim,
Pekala mor da giyinebilirdi gereksiz düğün günlerinde.
Panjur olmak zorunda da değildi evlerde,
Ve ben pembe bir canavar hayal ettim,
İntikamımı alıp,
Yerden yere vuran üç beş adamı..
Stabil olmayı bende istemiştim.
Olmadı..
Kırmızı bir ruj yeterliydi,
Tetiklemeye içimdeki yaramazı,
Ve ben o tetiği çekmeye hep hazırdım..
Şeytan dolduramadı.
Ama şarkılar söyledi,
Ritmine kapıldım,
Alkış tutup,anason kokladım,
Hayallerime ulu orta sızdım,çıplaktım..
Bazı geceler..
Birçok geceler..
Ne farkeder.
Lütfen şimdi bir yuvam olsun,
Anason koksun,
Al işte sana beyaz!
Yaprak sarma bilmem ama,
Tütün sarar,
Kurarım çilingiri ortaya..
Radyoda 'Müzeyyen abla',
Sağlığımıza,şerefimize veya hiçbirşeye!
Vur kadehi,
Çakır keyf gülüşlerimi,
Sarıp sarmala...
Duymuyor musun?
Hayır ya lütfen bir babam olsun!
İçimdeki yaramazı sustursun..
Sanki soğudu biraz hava,
Şimdi bir şal lazım bana..
Beyaz olmasın.
22 Eylül 2011 Perşembe
Boşver
Bosversene aşık olmayalım biz. Konsere gidelim, maça gidip küfredelim, kumsalda uzanalım, gece de yıldızlara falan bakabiliriz. Bisikletle gezerken yagmur yagsın mesela sırılsıklam olalım, balık tutalım. Bosver asık olmayalım biz. Ask korkutucu beraber eglenelim en iyisi. Ama sen hep benimle uyu...
Bana ne yaptın

sen bana ne yaptıgını biliyor musun?
nasıl içimi sızlattıgını,
geceye saklandıgımı biliyor musun?
yastık altına ağlamaları,
karanlığa özlemini,
kimsesizliğime yalnızlık adını,
herşeyi değiştirdim görüyor musun?
büyüleyici bir güzelliği var,
sarhoş olup kendinden geçmenin,
boğazımda düğümlenen şeylerin,
cazibesi var sende..
ben yaptım bunları,
birde boşvermişlik peydahladım,
nur topu gibi kadınlıgıma..
21 Eylül 2011 Çarşamba
Anasonla karıştırsana..
Başkalarının masasında meze olmaktansa,bırak su olayım senin masanda..Zaten sek içmezsin rakıyı nasılsa..
3 Eylül 2011 Cumartesi
Öküz..
İstediğin kadar yırtın kendini anlatmak için, karşındaki trenden gözünü alamıyorsa,sende tren olamıyorsan yapacak bişey yok..
F.T.
F.T.
2 Eylül 2011 Cuma
Molasız...
Sürekli kaçıştayım..fakat tıkanmaya başladım ve ayaklarım dolanıyor birbirine..normal karşılıyorum,yıllarca süren bir maraton,arkamda kötücülük oynayanlar,yanımda çelme takmaya her daim hazır olanlar..ve parmaklarım biraz mürekkep,biraz tütün.Mola vakti bir türlü gelmiyor.Çekilecek acım var biraz, imkansız kod adlı aşk terörünün eline düşmüşlüğüm..Bir köşeye çekilip bunalımı beslemem gerek ve bu yaraların pansumana ihtiyacı var..
Pardon! acil servis ne tarafta?
Funda
Pardon! acil servis ne tarafta?
Funda
23 Ağustos 2011 Salı
21 Ağustos 2011 Pazar
Aslında..
Kimsesiz değildim oysa,
Umut bağladığım adamlar salt kalmıyordu satırlarda...
Öksürdüğü sürece vardı babam.
Duyabildiğim en zararsız sesi oydu
ve birkaç lanet şişe onu kahramanlıktan alı-koyuyordu,
Bizleri de kahrın kucağına..
O istiyordu böyle olmasını
Belki de o istiyordu yaşla dolmasını gözlerin
Ona da umut bağlıyor, inanıyordum her seferinde,
Hayatıma nüfuz eden her adam gibi,
O da sadakatten bihaber, salıyordu beni en kör kuyuya.
Etiketler:
funda türkmen,
Nam-ı değersiz,
sena türkmen
| Tepkiler: |
Bilmem kaçıncı boyut
-Ben hastayım..
-Etrafında çok doktor var iyileştirirler seni..
-Peki hayat bir hastane diyelim,Onlar doktor.Ya sen?
-Bende senin gibi bir hastayım.Ben Senim.
-(Sessizlik)
Trafiğe kapalı..
Hayatı dagınık yaşamak,
aşkla,zevkle,özgür yaşamak bir bedel ödetir biliyorum ihtiyarlıkta..
Faydası olmaz,bugün özgür,deli dolu olmanın yarınlara.
Olsun çok yaşadım nasılsa,diyemez insan.
İşte bu sebeple,bir yerde durmalı biliyorum.
Ama ben frenleyemiyorum,sen durdursana şu hız tutkunlarını!
Bizi durdursana..
Yaşlanıyorum.
Bendim..
Kördünüz! Yalnızlığım avuclarınıza konan bi parıltıdan ibaret olup, farkedilmesi zor değildi,
Ruhum çamur da koksa izi kalmaması için uğraştım inanın!
Sağırlaştınız!
Oysa ben en can alıcı nefesimle mırıldandım;
'Uzan' çağrılarıyla her birinize...
Debelendim, bendim o usanmayan
Sakat mıydınız?
TAT BIRAKMADINIZ
Ruhum çamur da koksa izi kalmaması için uğraştım inanın!
Sağırlaştınız!
Oysa ben en can alıcı nefesimle mırıldandım;
'Uzan' çağrılarıyla her birinize...
Debelendim, bendim o usanmayan
Sakat mıydınız?
TAT BIRAKMADINIZ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)